Aslında dinin cemaatlere verilmesi lazım

Adana’da ki yurt yangınından sonra belli bir kesim arasında cemaatlere olan tepki bir kez daha arttı.

Cemaatler, tarikatlar, mezheplerin dini böldüğü gerçeğine biz de katılıyoruz.

Cemaatlerin dini ranta çevirdiğine, dine bid’at kattığına, dini Kuran’ın elinden aldığına bizde inanıyoruz.

Ve buna rağmen Din Cemaatlere verilse diyoruz.

Neden mi ?

Büyük ve demokratik ülkelerin dini olamaz. Bir ülke demokratik olduğu kadar büyür. Büyük ülkelerde ise her çeşit insan yaşar. İnsanlar, yaratılış kanunu gereği bir birlerinden farklıdırlar. Farklı, düşünür, farklı inanırlar. Farklı inançların demokratik ülkelerdeki garantörü de, ülkelerin anayasasındaki laiklik kanunu, dinimizde ise kar-un suresidir.

Laiklik, din ve vicdan hürriyetidir. Laik ülkelerde devlet vatandaşının dinine, görüşüne karışamaz. Devlet işleri ile din işleri bir birinden ayrılır.

Kar-un suresi ise İslamın bu kuralını en güzel açıklayan suresidir.

6 ayettir ve 6. ayeti; “Senin dinin sana benim dinim bana” diye işi özetler.

Dünyanın en kanlı savaşları mezhep savaşları olmuştur.

Hristiyanlar, mezhep çatışmaları sorununu din ve devlet işlerini bir birinin den ayırarak ve de dini cemaatlere bırakarak çözmüşlerdir.

Keşke dinden birliği sağlasak, Yahudi de, Hristiyan da, Müslüman da aynı Allah’a inandığı halde Allah’a farklı yollardan ulaşmak ister ve yol yöntem konusunda ayrışırız.

Yetmezmiş gibi bir de bu uğurda savaşırız. O da yetmez gibi inandığımız dinin içinde de mezhep, tarikat, cemaat diye ayrılır bir de onun için savaşır kan dökeriz. Osmanlıyı çökerten faktörlerin arasında, dini cemaatlerin ayaklanması olduğu gibi, Cumhuriyet döneminde de en büyük isyanları cemaatler başlatmıştır.

Son örneğimiz ise, 15 Temmuz ayaklanması…

Çözüm:

Avrupa da din cemaatlere bırakılmış. Tek bir İncil meali var. Cemaatler sadece dinle uğraşıyor. Tek bir kitabın ışığında dini eğitim veriyor.

Bizde tüm mealleri yakıp tek bir meal ile sadece Kuran ışığında eğitim ve hizmet veren cemaatlere din işlerini devretsek. Günümüz Türkiye’sinde sözde laik ülkemizde, devletin diyaneti var.

Diyanetin imamları maaşını her kesimden insandan zorla alınan vergilerden toplanan paralardan alıyor. Parayla namaz kıldırılması bir yana, memur maaşıyla, memur kafasıyla imamlık yapılıyor.

Oysa cemaatler de gönüllülük esası var.

İmam içki haram diyecek olsa, vatandaş; “Benim içkimden alınan vergiyle maaş alıyorsun imam efendi” diyerek imamı susturuyor. Her köşede içi boş camiler, boşa akan sular, elektrik, boşa ödenen maaşlar.

Oysa devletin teologlarla her kesimi kapsayacak kurallar çerçevesinde çıkaracağı kanunlara uyarak hizmet verecek cemaatler hem dinde kaliteyi artırır hemde isyanları bastırır diye düşünüyoruz.

Sapkın cemaatler, devlete göz dikenler, din adına hainlik yapanların yerini temiz ve dürüst insanlar alır diye düşünüyoruz.