Kol kırılır yen içinde kalmaz, kalp kırılır yazı içinde kalır!

Öncelikle Kayı Boyu Domaniç Kültür Derneğinin 23/11/2016 tarihinde ÖGRETMENLER GÜNÜ münasebetiyle Belediye Konferans salonunda gerçekleştirdiği Programı canı gönülden tebrik ederim..

Ayrıca Bu organizasyon İçin Gecelerini gündüze katan Dernek Yönetimini Alpaslan Turan,Nil Bal,Cemile Öner,Aliye Yiğit ve İslam Yamana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum…Güzel bir çalışmaya imza attılar.

Sağlıklı bir hayat her vatandaşın en doğal hakkı ve hem de devletin vatandaşına karşı görevidir. Yani insanın doğuştan kazandığı temel haklardan bir tanesi sağlıklı yaşama hakkıdır. Anayasanın 56. maddesine göre “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” devamında ise “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler” denmektedir.

Vatandaş olarak bu haklara sahip olmamıza rağmen maalesef bugün Türkiye’de bunun uygulamasını görmek çok zor.

Çünkü bugüne kadar günü kurtarma adına sağlık alanında yapılan sığ ve ithal politikalar ias etmiştir.

Bunun bir örneği başıma gelince daha iyi anladım.

Şöyle ki; Geçen gün talihsiz bir kaza sonucu oğlumun kolu kırıldı.

Tavşanlı M.K.Devlet Hastanesine götürdük.

Orada Acil doktorunun Bilek kırık teşhisi koymasına rağmen ortapeti doktorunu arayıp 9 yaşında çocuğun bileği kırık olduğu bilgisini verdi. Ve Doktorumuz yoğun olmasından dolayı bileği kırık olan çocuğa bu gün git yarın gel dedi.

Maalesef “başarı” olarak sunulan sağlıkta dönüşüm adı verilen reform çalışmalarıyla sağlığın temel bir hak olmaktan çıkarıldığını görüyoruz.

Maalesef sağlık sistemi vatandaşımızı iyileştirmek yerine hasta ediyor artık.

Yetersiz sağlık hizmetleri insanların daha çok hastalanmasına neden oluyor. Sağlığın artık hastane kapılarında beklemenin adı olduğuna mı , parası olanın erişebileceği bir hizmet haline geldiğine mi, paran (sağlık sigortan) yoksa sağlık hizmeti isteyemediğine mi, paran yoksa haddini bilmek gerektiğine mi, hastanede işlemleri bitince vatandaşın önüne konulan sürpriz faturaları mı, sağlık alanının hızla kar odaklı piyasalaştırıldığına mı, kamu sağlık sektörünün çökertilerek kar odaklı özel sağlık sektörünün palazlandırıldığına mı, hasta memnuniyeti denilen kriterin neye kime göre uygulandığına mı, son yıllarda sağlık harcamalarının anormal bir hızla yükseldiğine mi yanayım, hastane kapılarında mağdur olduğuma mı yanayım bilemiyorum.

Yoksa sağlık sistemindeki bu sıkıntıları görmezlikten gelerek, üstünü örterek yani kol kırılır yen içinde kalır atasözünden yola çıkarak farklı bir kimliğe bürünüp rol yapıp hiç sorun yokmuş gibi mi davranayım?