Yine Mayıs ve ikinci pazar günü, sen yoksun…

O gün anneler günü be annem …

Sakın senede bir gün aklıma geliyorsun sanma, hiç içimden çıkmıyorsun ki , soğuk bi Şubat sabahi telefonda ablamin sesi ile öğrendim kıyamete dek sensiz kaldığımı …

Bundan sonra sesini duyamayacağımı, kokunu ciğerime çekemeyeceğimi işte o gün öğrendim.

Tesadüf mu?

Yoksa tevafuk mu?

Doğum günümün ertesi günü annesiz kaldım.
Yine tesadüf mu? yoksa tevafuk mu? Bilmiyorum ama ben hep aynı ayda Şubat ayında sevdiklerimi toprağa koydum.
1. Cemre düştü belki havaya ama benim yüreğime cemreler hiç düşmedi be annem. ..
Hiç unutmadım…
Sana meyva suyu içirdiğimde yanağıma yavaşça buse konduruşunu…
O katta vefat edenler olduğu zaman annem babam diye haykırışları duymayasın diye kaldığımız odanın kapısını hafifçe örtüşümü. ..
Biri daha mı Nurcan? Deyişini. ..
Gençtim belki acemi idim belki bi cesaret sana kelime -i şehadet telkin edişimi beraber tekrarlayışımızı …
Yatağında bi sıkıntı doğrulup Kuran’ı ezbere Hatim edişini hiç unutmadım annem…
Unutamadım.
Hani bir türkü varya. .
” hastane önünde incir ağacı doktorlar bulamadı bana ilacı “sözleri olan o türkü çalınca radyo da hüngür hüngür ağladığını. ..
Hiç unutur muyum annem…
Bak büyüdüm bende..
Anne oldum… Çocuklarım oldu biliyorum ki onları kuzummmm… diye severdin.
Kucağına sığmasalarda onları bi gayret sığdırmaya uğraşırdın.
Ben sığdırmaya çalışıyorum lakin sığmıyorlar…
Kocaman oldular.
Ama ben yine seni çok özlüyorum, yine sana Hasretim. ..
O sebeple buruk yüreğim. Ve Anneler Gününü hiç sevmiyorum. Sevmeyeceğim işte. ..
Torunların bana ne hediye alacak bilmiyorum ama sana söz ilk sana söyleyeceğim.

Anneler günün kutlu olsun Canım Annem…

Sen mezarında rahat uyu emi..
Ben mutluyum bakma böyle hüzünlendiğime…
Annemmmmm