Yıllarca yaban ellerde yaşamış bir gurbetçi olarak yaşadığım, şahit olduğum, Almanların bile özenerek baktığı çok sayıda çok güzel Türk geleneklerimiz var bizim.

Bunlardan biri de hasta ziyareti…

Bir yakınımız bir tanıdığımız hastalandı mı, ne kırgınlık kalır ne küslük, hemen ziyaret eder hal hatır sorarız.

Ama bazen de bu konuda biraz ileri gider hatır için ölürüz yada öldürürüz !!!

2 bin yılıydı. Anam hastalanmıştı. Doktordu hastaneydi derken acı haberi aldık. Anam kanserdi ve 3 hafta ömrü kalmıştı.

Kanser ciğerlere, kemiğe her yere sarmış çok hızlı ilerliyordu.

Acı haber duyulur duyulmaz dostlar kenetlendi her gün hal hatır sormaya geldiler sağ olsunlar.

Teselli veren çoktu da ümit veren yoktu.

Kimi akrabalar ‘Yasin indirirken’, kimi de dualar ediyordu.

Eve gelenlerin geneli, kadere boyun eğeceksin, isyan etmeyeceksin, hepimizin gideceği yer orası derken Babam rahmetli de; “Ben sensiz ne yaparım” diye kendini paralıyor, zamanında yaptığı yanlışlıklardan dolayı devamlı tövbe diyor özür diliyordu.

Bu arada eve gelen dostlardan bir çoğu da boş durmuyor.

Annemin bir an evvel postalamak için; “ Bu gün daha kötü, falanca da ölmeden 3 gün önce böyle olmuştu” diyerek ölümü pompalıyorlardı.

Bir tek akraba ki her kes onu dinsiz imansız bilir.

Sadece O, “Allah’tan ümit kesilmez. Nice kanserli insanlar tanırım mucizevi bir şekilde iyileştiler. Kadın hala yaşıyor. ‘Karım ölecek’ diye sızlanan adam, karısından önce öldü” hikâyeleri anlatıyor bize umut veriyordu.

Sonra karısını mucizevi bir şekilde ölümden kurtaran bir almanla tanıştım.

Onun dediklerini bire bir uyguladım ve uyguladık.

Ne oldu biliyor musunuz ?

Doktorlar şaşkın Anam hala hayatta ve ayakta.

Babam öleli 3 yıl oldu.

Kanserli hastalardan ölüm çığırtkanlığı yapan, moral bozan, kadere boyun eğen insanları uzak tutun.

Allah’tan ümidinizi kesmeyin!