Domaniç’in önemli değerlerinden Tarihçi Araştırmacı Yazar ve Tarih Öğretmeni 17 yaşında bir çocuk babası Hasan Efe (48) Akşam saatlerinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Hasan Efe kendisine atılan bir iftira ile uzun süre ceza evinde yatmış ve yapılan yargılamanın ardından aklanarak çıkmıştı.

O bir Domaniç’liydi. Domaniç’in evladıydıydı. O bir yazar, araştırmacı, eğitimci, tarihçi. O bir Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyoneri. O bir yaşam koçu, iyi bir iletişimci. O bir kültür adamı, sosyal etkinliklerin organizasyonların aktif insanı. O Yörük ve Türkmen hareketinin mimarlarından, Saymakla bitiremeyeceğim özelliklere sahip bir insandı.O Domaniç ile ilgili ulusal ve yerel gazetelerde yazılar yazdı. O Domaniç’te Diriliş ve kuruluş kelimelerini akıllara yerleştirdi.O yakınındaki ve çevresindeki insanların çocuklarına isim olarak Ertuğrul,Hayme,Gündüz Alp,Batu,Oğuz gibi isimlerin verilmesini sağladı.O Domaniç’i tarih ve kültürel bazda silmek isteyenlere inat Domaniç ve Tarihini tekrar diriltti. Daha kimse Diriliş Ertuğrul dizisine kadar,soyunu sopunu ve Kayı boyunun ne olduğunu bilmezken, o çeyrek asır önce kitaplarına, anıtlara, pankartlara, çeşmelere, bayraklara Domaniç’in dağına taşına Kayının amblemini damgasını vurmuştu bile.

O insanların Yörük ve Türkmen olmaktan utandığı bir dönemde her platformda gururla onurla Yörük ve Türkmenliği dile getirdi.O her daim Vatan,Millet ve Bayrak noktasında buluşarak,Türk olmanın verdiği gurur ve Müslüman olmanın verdiği erdemlikle tam manasıyla bir ALPEREN ‘di…O Domaniç yaylasında otağ kuran Hayme Ananın izinden yürüyen bir alp eren olarak ecdada vefa borcunu ödemeyi bilmiş ve bu gayeyi hayat tarzı olarak benimsemişti,O Türk’ün Kızıl Elması olan Nizam-ı Alemin yiğit bir evladıydı.

Ömrü Domaniç’in dağında bayırında köylerinde saha araştırmalarıyla geçti.Kendi İmkanlarıyla İstanbul Osmanlı arşivlerinde yıllarca Domaniç ve havalisi ile ilgili belge bilgi aradı.Yerli ve yabancı binlerce insanın Domaniç’e turist olarak gelmesini sağladı.Onlara gönüllü rehberlik yaptı.Evden işe işten eve giden klasik bir memur olup al maaşı salla başı felsefesi ile yaşayabilirdi. Kazandıklarını birilerinin lüzumsuz harcama gibi gördükleri faaliyetlere harcamasaydı; Şimdiye dek keyfine bakar lüks bir hayat yaşayabilirdi. Kendinden başkasını düşünmeyen gözleri para pul ve makamdan başka bir şey görmeyenlerden bunu anlamasını bekleyemezsiniz.

Çile çekmek,iftiraya uğramak,yanlış anlaşılmak bazı kişilerin alın yazısıdır ki nitekim de öyle oldu. O isminin dile getirilmesinden hoşlanmazdı.Onun için önemli olan şahıslar değil,önemli olan yapılan işlerdi.Mütevazi bir insandı.Vitrinde ön planda olmaktan hoşlanmazdı. Onda ben yoktu, biz vardı.Onun uğradığı iftiralara karalamalara ve çektiği çilelere hiç bir Kalp dayanamazdı ve Hasan Hocamın Kalbi de bu kadar dayanabildi. Söz bitti… Mahşerde tartı çok hassas hocam…. Çok hassas.Rabbim Yattığın yerde Dinlendirsin. Ruhun Şad olsun.

Haber: Abdullah Fidan