İnsanların yuvası fert olarak ev, millet olarak da vatandır. Huzur ve emniyet bakımından evsiz yaşamak mümkün olmadığı gibi, vatansız yaşamak da mümkün değildir.

Vatan olmadan bir milletin ayakta durması mümkün değildir. Bir milletin var olması, hayatiyetini devam ettirebilmesi ancak vatanına sahip olmasıyla mümkündür. Bizi şefkatli bir ana kucağı gibi bağrına basan bu toprakları yabancılara çiğnetmemek, ay yıldızlı bayrağımızı ebediyen göklerde dalgalandırmak, semayı çınlatan ezanı, gönülleri yeşerten Kur’an seslerini susturmamak, toprağın altındakileri rahatsız etmemek, üstündekileri de zillete ve esarete düşürmemek için canla başla çalışmak her Türkün görevidir.

Atalarımız, dünyanın en güzel ve bereketli topraklarını vatan olarak seçmişler ve üzerinde titremişlerdir. Ecdadımızın bizlere aziz bir emaneti olan bu vatanı, sonuna kadar en iyi şekilde korumalı ve bizden sonraki nesillere tertemiz olarak emanet etmeliyiz.

Vatan sevgisi, sevgilerin en güzeli ve kutsalıdır. Vatan sevgisi imandan sayılır. Ancak bu sevgi laf ile olmaz. Vatanını seven, onun uğrunda canını, malını feda etmekten çekinmez. Şair ne güzel söylemiş:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Vatan sevgisi, en asil, en yüce sevgilerden biridir. Gerektiğinde vatan için savaşmakta vatan sevgisinin bir tezahürüdür. Bizler vatan uğrunda kanlarıyla destanlar yazan, şehitler ve gazilerle dolu bir milletin çocuklarıyız. Ecdadımızın bu vatan topraklarını bizlere nasıl emanet ettiğinin bilinci içerisindeyiz. Vatan, uğrunda her fedakarlığı göstereceğimiz en değerli varlığımızdır.
Vatanımıza düşmanlarımızın yan gözle bakmasına asla razı olamayız. Silah elde, kışta kıyamette, yağmurda-karda, hudut boylarında ve vatanın her yerinde nöbet beklemeyi, en şerefli bir görev sayarız. Çünkü biliriz. Vatan için yaşamasını bilmeyen, vatan için ölmesini de bilemez. Önce bu vatan için yaşamak, bu aziz millet için yaşamak. Bu necip milletin ilerlemesi, istiklal ve istikbali için şuurla çalışmak şarttır. Millet ve vatanımızı seviyorsak, ama gerçekten seviyorsak, şu mübarek Anadolu toprakları üzerinde milli bütünlük, sulh ve selamet içinde ilelebet yaşamak istiyorsak, öz nefislerimiz de bulunan Türk karakterini muhafaza etmeliyiz.

Atalarımız, Malazgirt’te, Çanakkale’de, Sakarya’da, İstanbul’un fethinde ve daha nice yerlerde kanlarını canlarını vermişler, şahadet şerbetini içmişlerdir. Bizler de onların, böyle bir ecdadın torunlarıyız. İnanıyoruz ki, bir insan için erişilebilecek rütbelerin en yücesi şehitliktir. Vatan uğrunda şahadet şerbetini içip bu fani alemden göçenler, Allah katında peygamberlerden sonra en yüksek mertebededirler.

Vatan için bayram için şehadete ulaşan tüm şehitlerimizin ruhları şad mekanları cennet olsun. Rabbim Gazilerimize şifa versin inşallah.